İsrail’in ‘James Bond’undan espiyonaj ifşaatları

20/06/2026

İsrail istihbarat servisi Mossad’ın 20016-2021 yılları arasında başkanlığını yapan Yossi Cohen, Fransız dergisi Le Point’e verdiği röportajda öyle itiraflarda bulundu ki…

İşte Yossi Cohen’in, Mossad’ın gizli operasyonları, Hizbullah’a ve İran’a karşı yürütülen faaliyetler, Filistin’deki istihbarat çalışmaları hakkında gündemi sarsan açıklamaları:

Hizbullah ve İran

Mossad’ın başında bulunduğum dönemde Hizbullah’a karşı yapılan çağrı cihazı operasyonu uzun vadeli planlama sürecinde yer alıyordu. Cihazların birçoğu, kullanıcıları yalnızca iki düğmeye aynı anda basılarak açılabilen şifreli bir mesaj konusunda uyaracak şekilde tasarlanmıştı. Bu durum, kullanıcının cihazı yüzüne veya göğsüne yakın bir konumda iki eliyle tutmasını gerektiriyor ve böylece patlamanın etkisini artırıyordu.
Operasyonda kullanılan telsizlerin ve diğer iletişim cihazları Hizbullah tarafından yıllardır kullanılıyordu ve bizde terör örgütünün güvenlik yapısındaki bu zaafiyetten yararlandık.

İran konusunda da benzer bir durum var. Mossad, paravan şirketler aracılığıyla Tahran tarafından kullanılan tedarik zincirlerine sızmayı başarmıştı. Tıpkı çağrı cihazı operasyonunda olduğu gibi, İranlılar da nükleer teknoloji için kullanacağı ekipmanları ya Mossad’ın kontrolündeki ya da içine sızdığı şirketler aracılığıyla satın alıyorlardı.

İranlıların eline geçen bu ekipmanlar, üzerinde değişiklik yapılarak sabote edilebilecek nitelikteydi. Nitekim, Nisan 2021’deki Natanz nükleer tesisindeki patlama bu yolla gerçekleştirildi.

Şu anda da ABD ve İsrail’in İran’a karşı elde ettiği başarılar (savaş nedeniyle) olağanüstü.

Gazze ve Filistin

Gazze konusunda ise İsrail’ istihbarat servislerinin istihbarat olarak elinde hiçbir şey olmadığını söyleyebilirim. Bu 7 Ekim öncesinde de böyleydi şu anda da böyle. Burada en büyük handikap Gazze’de İsrail’e çalışacak eleman bulunamamasıydı.

İstihbarat ve casusluk

İstihbarat görevlilerinin zaman zaman yalan söylemesi, aldatması, çeşitli rollere bürünmesi ve sahte hikâyeler kurgulaması gerekir. Ancak aynı yöntemler, Mossad’ın saflarına katmaya çalıştığı kişiler tarafından bizzat Mossad’a karşı da kullanılabilir.

Hepimiz belli ölçüde birer oyuncuyuz. Eğer görevime hizmet edecekse, size uydurma bir hikâye anlatmayı ya da hiç yaşanmamış olayları anlatmayı meşru görürüm. Elbette bu durum aleyhimize de işleyebilir. Hedefimiz, yani saflarımıza katmaya çalıştığımız kişi de tıpkı bizim gibi davranabilir.

İşte bu yüzden, dile getirdiği duyguların gerçek olup olmadığını ve kendisini doğru analiz edip etmediğimizi teyit etmek amacıyla arkadaşlarıyla temas kurarım. Gerekirse, evine kısa bir ziyaret gerçekleştirmesi için birini gönderirim.

Mossad ajanları, bilgi toplamak veya ayrıntıları gizlice doğrulamak amacıyla tesisatçı, teknisyen ya da başka bir meslek erbabı gibi sıradan, gündelik kimliklere bürünebilir.

Şunu söylemem gerekiyor. Bunlar yapılıyor diye, casusluk ahlaka aykırıdır diyemem. Benim durumumda bu, devlet adına yapılır. Peki ya siz? Hangi bayrak uğruna harekete geçerdiniz? Davut Yıldızı’nı taşıyan bayrak için mi? Orak-çekiç için mi? Union Jack için mi? Ülkeniz ve yaşam tarzınız tehdit altında kalsaydı saflara katılmaz mıydınız? Ulaşılacak hedefin bunu meşru kıldığına inansaydınız; yalan söyleme, yanıltma ve gizli planlar yapma cesaretini kendinizde bulabilir miydiniz? Gözlem ve analiz yeteneğiniz var mı? Emir aldığınızda birini baştan çıkarmaya ya da tehdit etmeye muktedir misiniz?

Not: İsrail’in James Bond’u ifadesi Le Point’in yakıştırması. Yossi Cohen, istihbarat dünyasında ‘model’ olarak bilinir.

Yorumlayın

Your email address will not be published.